#Murathanmungan

Aşkta herkes “ne çok sevdiğiyle” ilgilenir, kendinin ya da karşıdakinin ne çok sevdiğiyle; oysa önemli olan ve ilişkiyi asıl yaşatan nasıl sevdiği değil midir? Çok aşk, yalnızca çok aşktır. “Çok”luk hızla ya da usulca yokluğa akabilir, ama “nasıl” orada durur, yaşar, bir bilgi olarak o ilişkiyi olmasa bile hayatı ayakta tutar. Sizdeki hayatı.

Aşk

Sana ne zaman tutulduğumu hatırlamıyorum, üzerinden çok zaman geçti. Ama eminim, ilk tanıştığımız günlere denk geliyordur. Çünkü sen zaman içinde sevileceklerden değilsin, hani uzun uzadıya düşünülüp, ölçülüp, tartılacaklardan… Sana her seferinde ilk günün heyecanıyla dokundum, hep aynı tadı aldım, aşk için söylenenleri
Neydi beni sana bağlayan? Seninle geçen dakikaların verdiği hoşlanma mı? Ah evet… İnsana “Hiç bitmese” dedirten o dakikalar… Düşündüm de, seninle hiç kötü anım yok. Oysa uzun birlikteliklerde kaçınılmazdır, insanın ağladığı, kızdığı, üzüldüğü de olur… Ama yok işte…
Ben senin her halini seviyorum. Hem biliyorum özünde aynısın. “Her halini seviyorum” dedim, seviyorum elbet ama senin o teninin iyice yanık olduğu olduğu zamanlar var ya… Hani neredeyse siyaha yakın… Işte o haline hiç dayanamıyorum.  İşin garip yanı ne biliyor musun?  Senin için yanıp tutuşurken başkalarının da aynı duygular içinde olduğunu biliyorum, hatta sana dokunduklarını da… Ve bu beni hiç rahatsız etmiyor. Kızamıyorum onlara, biliyorum çünkü, sana karşı koymak olanaksız…
Seni ömrümün sonuna dek seveceğim. Fakat ayrılmamız gerek, en azından biraz daha az görüşmeliyiz. Gerçi biraz önce de söylediğim gibi, kaç kez denediysem başarılı olamadım, ama tekrar denemek zorundayım.

Onu kaybetmek…

Içimi bir korku sardı nedenini bilmediğim. Sanki bu şey son bulacakmış gibi. “Acaba giderse ne yaparım? ” diye düşünüyorum sürekli. Sonunu düşünmeli miyim? Yoksa düşünmeyip akışına mı bırakmalıyım?  Ikinci çoğu kişiye daha makul gelse de ben ilkini tercih etme zorunluluğu hissediyorum kendimde. Elbette hata yapıyorum ama elimde değil ki…Onu kaybetmekten çok korkuyorum. Gözlerinin derinlerine bakıyorum. En derinlere. Görüyorum ki o da korkuyor ama neden böyle davranıyor?  Sürekli arkadaş gibiyiz. Bu tavrından oldukça sıkıldım. Ara verelim dedim. Gözleri birden soldu. Kafam o kadar karışık ki… Bir yandan okul, diğer yandan sen… Bunu söylediğime o kadar çok pişman oldum ki ama biliyorum ki ilişkide verilen ara hiç iyi değildir. Bu yüzden ayrıldım. Onu kaybettim. Ben kaybettim.  Pişmanlık derecemi 10 üzerinden kaç derseniz, 100 derim. Çünkü bu pişmanlık geçmeyecek bir pişmanlık. Gözleri doldu ve bir şey demeden masadan ayrıldı. Arkasından gitmedim. Gitsem de bir şey açıklayamayacağım çünkü. Sakince masadan kalktım ve onunla her zaman gittiğimiz o banka gittim. Karşımda duran deniz durulmayacak gibiydi. Evet pişmandım neden yaptığımı ben dahi bilmiyorum. Sadece biliyorum ki onu daha fazla mutlu edemeyeceğimden korktum. Şimdi ne hale gelmiştir kim bilir. Onu üzdüm. Saçının teline zarar gelmesinden korktuğum kişiyi, üzdüm. Hemde bir hiç uğruna. Gözlerim doldu. Erkekler ağlamaz diye yalan söylemişler. Bal gibide ağlar. Gözlerimi tek noktaya kilitlemişken yanıma geldi ve biri oturdu. Onun olmasından korkarak başımı yana çevirdim. Onu gördüm. Gözleri ne zaman bu kadar şişti acaba?  Onu o kadar çok üzmüşüm ki… Gözlerini bana çevirdi. Yeşilin en koyusunu gördüm gözlerinde. Ah o öpülesi dudakları… Köpek gibi pişmanım desem affeder mi acaba? Hayır, o kadar kolay olacağını sanmam.  Bakışırken kendime kızarmışçasına gözlerimi kapadım ve dişlerimi sıktım. O anda birden bir baskı hissettim. Dudaklarımda. Öylesine güzeldi ki… İkimizinde ilkiydi bu. Dudaklarımı ayırıp elini tuttum ve gözlerinin içine bakarak ondan özür diledim. Kabul etti. Oradan ayrılırken içimde hem mutluluk hem de korku vardı. Onu kaybetme korkusu.

Merhaba

Burayı tercih etmemin amacı, az bilinen olması belki de. Kimseye anlatamadığım şeyleri burada paylaşmak…
Adım Hazar. 17 yaşındayım. En büyük tutkum  dans etmek ve müzik dinlemek. Kitap okumayı da -özellikle şiir- çok çok severim.
Lise 3. sınıf öğrencisiyim. Dil okuyorum -ki hiç mi hiç tavsiye etmem- Haftada 150 kelime ezberlemek hiç kolay değil. Neyse seçtiysem katlanmak zorundayım öyle değil mi? Her neyse
daha fazla uzatmayayım buraya gerçek duygu ve düşüncelerimi yazıcam.

image